26 Ekim 2020 Pazartesi

Alhaz diyor ki (43)

 



Modernlik, medenilik, asrilik hukuku adı altında gelinen şu kepaze hale ne buyurulur?


 

“Sizin dininiz size, benim dinim banadır!” (Kafirun, 6)

 

 

Başucumdaki kitap(lar): Kalbin temizse hikâyen mutlu biter, Hakan Mengüç

Çiçi Han Baş Eğmeyen Gök Soylu Hun Hakanı, Ahmet Haldun Terzioğlu





 

 

Hesaba çekilmeden kendini hesaba çek. Ölçüye çekilmeden önce kendini ölç. 

(Abdülkadir Geylani)

 

Millet olarak içki içmeyi maalesef bilmeyiz, kaçıncı kadehten sonra durmamız gerektiğini de bir türlü öğrenememişizdir! İçki kimimize göre kafayı dağıtma vasıtası, kimimiz için de statü sembolüdür. Bu iş son senelerde daha da tuhaflaşmış; alkole, özellikle de rakıya “rejimin sigortası”, “lâikliğin teminatı” gözüyle bakılır olmuştur. İçki içmek bugün bir kesimin gözünde çağdaş, ilerici, aydın ve lâik olmanın şartıdır


 

Boynunun sol yanını gözlerimle öpüyorum. Evet! Gözler usulca öpmesini bilirler.


 

Bana benzemiyorsan, benim gibi düşünmüyorsan, benim gibi tavır almıyorsan, “ötekisin” diyorlar. Öteki olmak dışlanmak, yabancılaşmak ve sonunda düşman gibi gözükmenin başlangıcı. O yüzden insanlar benzeşme baskısı altına giriyor.


 

“Uzun uzun bakmak sevmektir, sevmek bakmaktır"


 

Temaşa, aynı zamanda "tefekkür" manasını da içerir


 

"Kendi köklerimizin unutulmasının veya dışlanmasının" sonucunun "kontrolsüz bir Batılılaşma fırtınası" ürettiği görüşünde: "Aklı hür, fikri hür, vicdanı hür nesiller yetiştirilmek üzere çıkılan yolun Batı taklitçiliğine dönüşmüş olması cumhuriyetimizin en büyük kaybıdır." Bu da "fikri bağımsızlığın" kaybının temel sebebidir.

 

 

“Kim Rab olarak Allah’ı, din olarak İslâm’ı ve peygamber olarak Muhammed’i kabul ederse, imanın tadını alır.”

28 Ekim 2020 -29 Ekim 2020 Çarşamba-Perşembe Mevlid-i Nebi

29 Ekim 2020 Cumhuriyet Bayramımız

 

 

N: Dileğimdir, ricamdır:

-Beni siyaset bataklığına çekmeye çalışmayın, yanımda konuşmamaya da özen gösterin. Ben Karadenizliyim, Rizeliyim… Başka bir açıklama yapmama ne hacet!

-Sosyal medya araçları ve yayınlananlar tüylerimi diken diken ediyor. N BLog’ta genelde kültürel, yaşama dair yazılara yer verip paylaşıyordum da, dikkat ederseniz yayınları artık paylaşmıyorum da. Üzerime gelmeyin yok şu telefon, yok whatsApp diye. Sosyal Dilemma belgeseli beni haklı çıkardı.

-Bazı konular var ki, tartışmaya girmem bile, kemikleşmiştir düşüncelerim. Fikri sabitlik değil benimki. Konuyu derinlemesine araştırmışımdır, düşüncemi olgunlaştırmışımdır, ambalajlamışımdır.

-Benimle Türkiye’nin, İstanbul’un tarihi yerlerini, doğal güzelliklerini, kültür hazinelerini konuşmaya varsan, yamacıma gel. Bak, gör, hisset, yaşa! 

-Din konusunda da benimle tartışmaya girmeyin, eleştiriye hiç açık değilim. Sapla samanı karıştırmak gibi bir yanlışınız var, ben buna gelemiyorum. 

-Bak benimle sevgiyi de konuşabilirsin, dostluğu da… Yunus Emre sevgisini, Mevlana aşkını, Şems’in dostluğunu…

-Kitaplar hakkında hasbihal et benimle, işine gelmez, değil mi? Öyle ya, siyaset varken. Bataklıkta dolaşmak varken.

-Olumsuz tavırlara ve söylemlere hiç tahammülüm yok artık, ileri yaşıma ver, yaşamın güzelliklerine odaklanmak istiyorum.

-Bak, toplumu hakir gören, kibrinde boğulmuş, kendini olduğundan çok farklı bir konuma oturtmaya çalışan kimselerin de, bu ülkeye, devlete kem söz etmelerine izin veremem.

-Sık sık sevgili arkadaşım RM gelir aklıma: Ulan, ben size demedim mi, yanımda böyle konuşmayın, sonunda sıkacağım ayağınıza ha! Şakayla karışık tabii ki. Zira espritüel bir arkadaşımdır. Sigortası atarsa sıkar da ha!

 Bir de Rize’de bizi gezdiren taksi şoförünü hiç unutamam. Söylemi bende kalsın.

-Gazetede bir haber çıkar. Sıcağı sıcağına herkesin bir söyleyeceği vardır o konu hakkında. Ya, konunun tarihsel gelişiminin izini sürdün mü. Yoook. Ne gerek var, değil mi?

-Tarihi çok önemsiyorum. Türk tarihini, Dünya tarihini, İslam tarihini, Avrupa-Afrika ve Uzak Doğu tarihlerini… Uygarlık desem aklınıza ilk gelen Yunanlılar olur değil mi, çünkü öyle benimsetildi size, Çin’i okuyun, Hindistan’ı okuyun, Sümerleri-Babil’i-Mısır’ı okuyun. Anadolu’yu okuyun ve şapkanızı önüne koyun, eminim tüm ezberleriniz bozulacak.

-Çirkin Amerikalıdan önce Çirkin İngiliz vardı, Barbar Türkler yakıştırması yapan Avrupa’nın barbarlıklarını, kepazeliklerini okuyun hele bir…

-Ülkenizi, milletinizi tüm eksiklerine, hatalarına rağmen sevmeyi öğrenin, yıkıcı değil yapıcı olun, elinizi taşın altına koyun, suçluları belli zümrelerde aramayın hepimizde arayın.

-Gebersinnn, diyenlerden uzak durun, ben öyle yapıyorum. Hele hele bu sözcüğü vurgulu ve son harflerini uzatarak söyleyenlerde var bir arıza.

-Kızıl Sultan, demeyin, bir kere dediler, alaşağı ettiler, başımıza neler geldi hatırlayın. “Padişahım çok yaşa,” deyin, “Böbürlenme padişahım, senden büyük Allah var,” deyin peşi sıra.

-Çevreye duyarlı olun, çöpe yiyecek atmayın. Gezi Parkı’ndaki ağaçlara duyarlı olup da ülkemizdeki çeşitli yerlerdeki ağaçları yakanlara ses çıkarılmamasını bana  nasıl açıklayabilirsiniz ki?

-Çocuklarınıza ipad, iphone konusunda söz geçiremezken devleti yönetenlere şunu şöyle yapsaydın bunu böyle yapmayın diyerek ahkâm kesmek…

-Devleti yönetenlere aynı partiden olmasanız da küfretmeyin, dua edin, kolaylık dileyin.

-Vefa’nın peşindeyim, tam yakaladım derken, sabun köpüğü gibi kayıverdi elimden.

-Şükretmeyi bilin. 1960’larda elektriksizlik 70’lerde yokluk yaşadık, çıkarma gemimiz yoktu, geldiğimiz noktaya şükredelim, daha iyisini yapabilmek için elbirliği yapalım, ayrışmak niye? Siz hiç gaz lambası ışığında ders yaptınız mı?

Hiç yağ ve şeker kuyruğuna girdiniz mi?

-Kafkaslardan, Balkanlar’dan, dünyanın uzak köşelerinden kaçıp bu ülkeyi vatan belleyenlerin hikâyelerini okuyun, şükretmeyi bilin. Başka vatanımız yok. Son kalemiz.

-Her yıl cep telefonu değiştirirken israftan bahsetmeyin. Maalesef yakın çevremde de bu böyle. Nihat, demek ki söylemekle, temenni etmekle olmuyor, yorma kendini ve sessiz kal. Dua et: Ülken için, milletin için, İslam âlemi için, insanlık için, ailen için, sevgililerin için.

 


 Plymouth, İngiltere





 

 

 


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder