14 Temmuz 2020 Salı

Alhaz diyor ki (28)








Diriliş Ertuğrul’dan

-“Bölüştükçe tok oluruz, bölündükçe yok oluruz.”

-“Sevda, gözlerin buluşması değil, gönüllerin bir olmasıdır.”


Abese Sûresi

Mekke döneminde inmiştir. 42 âyettir. Sûre, adını birinci âyetteki “abese” fiilinden almıştır. “Abese”, “yüzünü ekşitti” demektir. Sûrede başlıca, itikat, peygamberlik, Allah’ın kudreti ve kıyamet hâlleri konu edilmektedir.
Allah peygamberini uyarıyor:
Kendisine o âmâ geldi diye Peygamber yüzünü ekşitti ve öteye döndü. ﴾1-2﴿ (Ey Muhammed!) Ne bilirsin, belki de o arınacak, ﴾3﴿ Yahut öğüt alacak da bu öğüt kendisine fayda verecek.

Merak sardım: Araştırıyorum, çokça okuyorum, siz de araştırın-okuyun.
-Hıristiyanlık (Böyle bir din var mı, yoksa… İsa dini değil-Pavlus dini mi söz konusu olan?)
-Fesüphanallah, Hafazanallah (Nasihatname) (Alev Alatlı)
-Anadolu (Kimler geldi kimler geçti, uygarlıkların beşiği/mezarı)
-İstanbul (SEN’siz olmaz!)
-Pandemi günlerinde kültür gezilerimizi çokkkk özledim! Tabii ki Anadolu ve İstanbul. Yurtdışı gezi planlarım(ız) umurumda değil artık, soğudum!
-Mistik beldeler ve yerler ilgimi çekiyor. . Karaman Taşkale Köyü, kayaların içine oyulmuş tahıl ambarları ve o küçük camiyi hatırladıkça… Rize’deki Kıble Camii. Keza Antakya’daki Saint Pierre Kilisesi. Kastamonu Kasaba Camii. Selçuk'taki Meryem Ana Evi de kalabalık değilse..

“Yalnız yaz gecelerinde, hüznün ve yalnızlığın sizi sizden aldığı anlarda, ‘Beni benimle bırak’ 
-Olimpos olabilir (İlla ki gece… illa ki yıldızların altında)
-Amos olabilir (Sahil kısmı ayrı güzel, ören yeri ayrı gizemli)
-Boğaziçi’nde sakin bir köşe, mesela Kireçburnu sahili olabilir (illa ki gece veya sabah tan yeri ağarırken) Emirgân Çınaraltı da olabilir.
-Kaş olabilir (İlkbaharda ya da sonhabarda, sakin dönemlerde)
-Nemrut dağı zirvesi olabilir (Tan yeri ağarırken ya da gün batımında)
-Atatürk Arboretum’u olabilir (Doğa canlanırken, yaprak dökümünde, diz boyu karların altında)
-Eyüp Sultan Camii ve çevresi, Pier Loti (Yine tan yeri ağarırken ya da günbatımında)

-Dalgaların sesini en güzel nerede dinleyebilirim? Karadeniz’in hırçın dalgaları mı yoksa Akdeniz gecelerinin ninni misali dalga sesleri mi?


Korku kapıyı çalmış, cesaret gidip açmış. Kimse yokmuş.

11 Temmuz 2020

Geçen hafta bu sütunlarda televizyon haberlerindeki dil ve anlatım yanlışlarına değinmiş ve haber merkezlerinde mutlaka habercilik dili eğitimi verilmesi gerektiğini savunmuştum. Bu görüşüme hem meslektaşlarımdan, hem de okurlarımdan büyük destek geldi.
"Bugünkü yazınızdaki Türkçe konusundaki hassasiyetinize sonuna kadar katılıyorum. Konuşma ve yazı dili konusundaki hassasiyetimize inat gibi, her gün yeni bir saçmalıkla karşı karşıya geliyoruz. Muhattap/ MUHATAP, birkaç birşey, yerli yersiz kullanılan 'ki' eki yetmezmiş gibi, şimdi bir de 'Neden' sözcüğü 'Neyden' oldu. Bilemiyorum, sadece benim mi dikkatimi çekiyor bu saçmalıklar? Yine söylüyorum, yazılı basının haricinde; ülkemiz gibi çok televizyon izlenen bir ülkede, örnek olması gereken görsel medyadaki spiker, sunucu, moderatör kim varsa, dizilerdeki diyaloglarda her yerde bu dil katliamı sorumsuzca devam ediyor ve örnek olması gerekenler sokak dili ile konuşuyorlar. Güzel Türkçemiz adına utanılacak bir durum bu aslında."

Ne demiş?
"Türkçeye İngilizce katmayın. Türkçe konuşurken dümdüz Türkçe konuşulsun lütfen. İngilizcenizi İngilizce konuşurken kullanın." (Oyuncu 
Farah Zeynep Abdullah'ın Türkçe isyanı)
N:
-Züppelik, gösteriş, üstencilik
-Okullarımızdaki Türkçe (özellikle gramer ve kompozisyon, kendini ifade edebilme, anlatım) eğitiminin yetersiz oluşu.
-Kitap okuma alışkanlığımızdaki yetersizlik
-İğne başkalarına, çuvaldız kendime: İtiraf ediyorum, ben de yetersiz buluyorum kendimi. Ancak çabalıyorum.

Aydu bostan







Hiç yorum yok:

Yorum Gönder