2 Aralık 2011 Cuma

Türk çayı ve Türkiye üzerine...





ABD'li yazar Katharine Branning'in yazdığı "Evet Bir Bardak Daha Çay İstiyorum" adlı kitabıyla ilgili yaptığı sunum, Türk çayına bakışınızı değiştirecek. Aşağıdaki linke tıklayın/sonuna kadar izleyin ve ben yorumlayacağıma siz yorumlayın.


http://analiztv.aktifhaber.com/news_detail.php?id=26264




Katkınız için teşekkürler Halis Bey.







Ülkemizde çay denilince akla Rize gelir.

Batum’dan getirdiği çay fidanlarıyla 1924 yılında Rize’de kurduğu Çay Araştırma Enstitüsü’nün bahçesinde ilk çay fidanlığını kuran Tarım Mühendisi Zihni Derin’i de minnetle/rahmetle anıyoruz. (Uyarın için teşekkürler Sevgili Sinan)

2 yorum:

  1. Elizabeth Taviloğlu Türk çayı ve kahvesini çok sever..İngilizce bilenler için yazılan yemek kitabımdan çay ve kahve kültürü hakkında bazı satırlar:

    "There's nothing like reading the morning paper or your favorite book under a trellis covered with vines and sipping a warm glass of tea. You've found yourself in a "Tea Garden." There are lovely tea gardens along the Bosphorus, in the narrow, winding side-streets of old Istanbul and in the touristic cities along the Aegean. Tea Gardens are simple, leisurely places where old friends meet, young people discreetly flirt and many-a-game of backgammon are played over cup after cup of tea or Turkish coffee.
    Turkey's rural villages are also famous for their coffee houses. Local folks spend long hours chain-smoking, playing cards, sharing their woes and sipping Turkish coffee. But ladies beware! If you venture into a traditional coffee house, you'll find yourself in a sea of mustaches and probably get some strange looks, too. Coffee houses are frequented only by men! If you can't resist the coffee house experience, there is actually a women's-only coffee house in the touristic Aegean town of Bodrum! Men, take that! I've heard ladies there drink herbal tea!

    There is nothing like the fragrance of freshly ground Turkish coffee. Turkish coffee is like a rough version of espresso. Each cup is prepared individually in a small hand-held kettle, called a "cezve" (jez-VEY') and served in elegant little cups and saucers. The ground coffee is measured with the water and the amount of sugar desired, and slowly cooked to perfection. Once in the cup, the grains settle to the bottom, so drink it slowly! Many tourists get a nasty surprise when they try to gulp it down too quickly. Well-prepared Turkish coffee has a thick froth on the top, and should be filled right to the edge with no spilling allowed - even while you carry it!

    A prospective bride-to-be is often judged by her potential fiance and his family by how well she prepares and serves coffee! Fortune-telling with Turkish coffee among family and friends is an age-old tradition. Once the coffee is finished and the cup has cooled down, it is inverted onto its saucer, held in place and rotated clockwise several times. When the cup is slowly lifted, the fortune teller will read the coffee drinker's future from the patterns the grains leave on the inside of the cup and saucer. Although most people do it for fun, some take it very seriously, especially those seeking good fortune or a potential mate!"

    YanıtlaSil
  2. Teşekkürler Nihat abi.
    ABD'li yazar Katharine Branning hanımefendiye Türk çay'ı ile ilgili görüş ve söylemleri için teşekkür ederiz.Fakat....
    Ülkemize çay'ı ilk olarak ekonomik ve akademik olarak ele alarak ve mal ederek, Türk ekonomisinin temel taşlarından biri haline getiren Sn.Zihni Derin'i yad etmeden geçemeyeceğim.Ruhu şad olsun.

    Sinan Turan.

    Ülkemizde rakipsiz en çok tüketilen içecek olan çayın tarımına başlamamızın üzerinden altmış dört yıl geçti. Gerçi 1924'te Zihni Derin tarafından bir "Çay Araştırma Enstitüsü" kurulmuştu ama çay üreticisine devlet desteği alınmasına kadar geçen on altı yıl, Zihni Derin'in kişisel çabalarıyla sınırlı kaldı. Batum'dan getirtilen çay iki ton çay tohumu ile enstitüye bağlı üç fidanlıkta çay fidanı üretimini sürdürdü (ilk çay ekimi denemesi 1884'te Bursa'da yapılmış, ancak başarısız olmuştu).

    Türkiye'de çay deyince söze Zihni Derin dışında bir kişiyle başlamak haksızlıktır. Çünkü Zihni Derin bu işe "başını koymuştur". Tarım Mühendisi olan Zihni Derin, görev gereği gittiği Doğu Karadeniz Bölgesi'nde iklimin çay ve turunçgil yetiştirmek için elverişli olduğunu gördü. 1924'te Rize bölgesinde fındık, çay ve turunçgil tarımını başlatmak için özel bir yasa çıkarılmasını sağladı ve aynı yıl Rize'de Çay Araştırma Enstitüsü'nü kurdu. Batum'dan getirttiği çay fidanlarıyla enstitünün bahçesinde ilk çay fidanlığını kurdu. Deneme tarımı yapmak için fidanların bir bölümünü de halka dağıttı. Ancak Rizeli üretici, geleceği belli olmayan ve devletin destek vermediği bir ürüne ilgi göstermedi. 1938'e dek, çay bir uykuya geçti. Onu uykusundan uyandıran yine, o dönem Ziraat Vekaleti Çay Organizatörlüğü'ne getirilen Zihni Derin oldu. Batum'dan iki ton çay tohumu geldi bu kez...

    1940'ta da devlet, çay üreticisine uygun koşullarda kredi verince, çay tarımı yapılmasına önce Rize'de, sonra Ordu, Giresun ve Trabzon'da izin verildi. Küçük atölyelerden fabrikaya geçiş ise 1947'de üretime geçen Rize Çay Fabrikası'yla oldu.

    Zihni Derin, "Çayın 40.Yılı" kutlamalarına katılmak üzere 1964'te Rize'ye giderken bir trafik kazası geçirdi ve ertesi yıl yaşama veda etti.

    Çayın anavatanı neresiydi? Elimizdeki en eski kaynak M.Ö. 2737'de Çin'de efsanevi hükümdar Shen Nong döneminde çayın kullanıldığını ileri süren bir Çin efsanesi. Ancak araştırmacaların kabul ettiği asıl kaynak, M.Ö.350 tarihini taşıyan eski Çin sözlüğü Erh Ya.

    Çay tarımı Çin'in Sichuan Eyaleti'nde başlamış, Yangtze Vadisi'nden aşağılara inerek, deniz kıyısındaki eyaletlere yayılmıştır. Altıncı yüzyılda Japonya'da Zen Budacı rahipler tarafından içiliyordu. Halkın sevip benimsemesi 13. yüzyılda olmuştur. 1684'te Alman doğabilimci Andreas Cleyer'in çayı tanıttığı Cava, çayın dünyaya yayılmasında da atlama taşı görevini yaptı. İngiltere çaya Hindistan sayesinde kavuştu ve dünyanın en büyük çay tekeli olan İngiliz Doğu Hindistan Kumpanyası çayın içecek olarak yaygınlaşmasında büyük rol oynadı.

    Hazırlayan: Zerrin Özalp Öztarhan - Ekolay.Net
    Alıntıdır.

    YanıtlaSil