Kitabın Adı: Aşkın Ömrü Üç Yıldır
Yazarı: Frédéric Beigbeder
Çeviren: Renan Akman
Yayınevi: Doğan Kitap
Basım yılı: 2001
Sayfa adedi: 170
26 Aralık 2001 Çarşamba günü okumuşum bu kitabı ve aşağıdaki tespitleri ve alıntılarımı kayda geçirmişim:
Öğleden sonra başladığım Paris doğumlu yazar Frederic Beigbeder tarafından kaleme alınmış olan ' Aşkın Ömrü Üç Yıldır ' isimli kitabı biraz önce bitirdim. Sürükleyici, eğlendirici bir kitap. Bir solukta sıkılmadan okuyabilmem de bunu gösteriyor. Yazar, aşkın peşinden koşan boşanmış bir genç adamın titik hayallerini, sanırım kendini anlatıyor.
' Marc Marronnier Paris'in uçta yaşayan insanları arasındadır. Gece hayatı. Uçuk partiler. İçki. Dans. Müzik. Hatta az da olsa uyuşturucu. Reklamcılıkla hayatını kazanmaktadır. Sevişerek çok güzel bir kadın olan Anne ile evlenir. Alice adındaki evli bir kadınla olan ilişkisi yüzünden Anne tarafından terkedilir, boşanırlar. Alice ile ilişkileri devam etmesine rağmen inişler çıkışlar yaşamaktadırlar. Marc çelişkiler içindedir. Hatta zor bir anında eski karısına tekrar beraber olabilmeyi teklif eder, reddedilir. Bunun üzerine ' Aşkın Ömrü Üç YıIdır ' diye bir zırva uydurur , inandırır da kendini buna, başkalarına da tekrarlayıp durur. Paris'i terkeder, bir adaya yerleşir, Alice de birkaç güne kadar ona katılacaktır, bu arada beraberliklerinin üç yılı doldurmasına sayılı günler kalmıştır. Alice gelir, birlikte olurlar, bu beraberliklerinin her anını büyük bir keyifle anlatmaktadır artık. Nihayet sayılı günler de geçer, üç yıl dolar, beraberlik mutlu bir şekilde sürmektedir, sürmesini de istemektedirler. Ama evliliği düşünmemektedirler. Bu defa ' Aşkın Ömrünün Üç Yıl ' olduğunun yanlışlığını diline dolamıştır. Kitabın son cümlelerinde bunu şu cümleler ile dile getirir: " Üç yıl! Geri Sayım bitmişti! Benim anlamadığım şey, geri sayımın bir başlangıç olduğuydu. " '
Kitaptan alıntılar:
"...İstediğim tek şeyin aşktan kaçmak olduğunu anladığım güne kadar aşkı aradığımı sandım."
"...Çok fazla hatıra, unutulacak çok fazla şey var, bütün bunları silmek bir işkence; eski güzel anları yerine koyabilmek için, yine bir sürü an yaşaması gerekecek. "
"...Siyahlar giyiyorum, çünkü kendi yasımı tutuyorum. Olamadığım insanın yasını. "
"Sivrisineklerin ömrü bir gündür, güllerinki üç. Kedilerin ömrü on üç yıldır, aşkınki üç. Böyle işte. İlk yıl tutku, sonra bir yıl şevkat ve nihayet bir yıl can sıkıntısı.
İlk yıl, ' Beni terk edersen kendimi ÖLDÜRÜRÜM denir.
İkinci yıl, ' Beni terk edersen, acı çekerim, ama kendimi toparlarım' denir.
Üçüncü yıl, ' Beni terk edersen şampanya patlatacağım ' denir. "
" İlk yıl eşyalar satın alınır.
İkinci yıl eşyaların yerleri değiştirilir.
Üçüncü yıl eşyalar paylaşılır."
"...Çünkü insan birine acı çektirdiğinde, en çok kendisini hırpalıyor. "
" Boşanmalarda neden kimse olmaz? Nikahımda bütün arkadaşlarım yanımdaydı. Ama boşandığım gün inanılmayacak kadar yalnızım. Ne şahitler var, ne nedimeler, ne aile, ne de sırtımı sıvazlayacak sarhoş arkadaşlarım. Ne çiçek, ne çelenk..."
"...Erkekler, hüsranlar arasında bocalayan tatminsiz hayvanlardır. Kadınlar oyunu akıllıca oynamak isteselerdi, hayat boyu peşlerinden koşmaları için onları yanlarına yaklaştırmazlardı. "
"...Üç yıldan sonra eşlerin birbirlerini terk etmeleri ya kendilerini öldürmeleri ya da çocuk yapmaları gerekiyor: insanın sonunu kabullenmesinin üç değişik şekli."
"...Tutsak olduğum için acı çektim, şimdi ise özgür olduğum için acı çekiyorum."
"...Tam tipim: meleksi bir yüz ile bir fahişe bedeni arasındaki tezat kadar hoşlandığım başka bir şey yoktur. "
" Tam o anda, onun hayatına, beynine, yatağına vs. girmek için her şeyimi vereceğimi anladım. Bu kız, bir paratonerdi: yıldırımları çekiyordu."
" Sımsıkı kapalı kabuğunun içinde keyif süren gamsız bir istiridyeydim; ansızın Alice tarafından yakalandım, ağzım açıldı ve içime limon sıkıldı. "
"...Çiçeklerin güneşe ihtiyacı vardır. Kadınların ışıldamak için erkeklerin hayranlığına ihtiyacı vardır..."
"...Karınız arkadaşınız gibi olmaya başladıysa, bir arkadaşınıza karınız olmayı teklif etmenin zamanı gelmiştir."
" En güzel bayramlar içimizde gerçekleşenlerdir. "
"...Eğer havuzda, bozulacağı için saçlarını ıslatmayan bir kadına rastlarsanız, hemen kaçın. Kikirdeyerek suya dalıyorsa, siz de dalın. "
"...İnsan kimseye zarar vermeden birini sevemez mi? "
"...Biliyorsun ki, onlara hemen teslim olmasan sana aşık olurlardı. Erkekler hıyar gibidir. Turşusunu kurmayı bilmen lazım. "
"...Erkeklere iyi davran, onlara acımak daha iyidir, kırılgan yaratıklardır. "
"... Eğer saçını düzeltmenize izin veriyorsa, biraz daha yakından konuşun ( 8 santimetre ). Nefesi hızlanıyorsa, dudaklarınızı dudaklarına yapıştırın ( 0 santimetre ). Tabii, bütün bu stratejinin hedefi, yabancı bir cismin bu kişinin içine sokulmasıyla eksi bir mesafe elde etmek ( Fransa ortalaması yaklaşık 12 cm ). "
"...biliyorsun, boşanmanın en büyük faydası, elini yıkadığında parmağında sabun kalmaması...Eh, alyans yüzünden. "
"...Sensiz mutsuz olmayı, seninle mutsuz olmaya tercih ederim."
Sizi aşkın hayat boyu sürdüğüne inandırırlar, oysa aşk kimyasal olarak üçüncü yılın sonunda yok olur.
"Aşk daha başlamadan kaybedilmiş bir savaştır"
Aşkın ömrü üç yıldır dogmasını yıkabilecek miyiz/yıkabilecek misiniz/4'leyebilecek misiniz/hatta 5'leyebilecek misiniz/sonsuza kadar taşıyabilecek misiniz ?



0 yorum:
Yorum Gönder